erenler diyarı
  SEYR-İ SÜLÜK-5
 

+

               Suvarılma tamamlandığı zaman, devrin imamıyla, Peygamber Efendimiz (S.A.V) oradan ayrılırlar. Onun sağ tarafındaki diğer bir salona geçerler. Burada suvarılma havuzları yoktur. Secdede olanlar vardır. Bunlar 2. grubu oluştururlar. Bunlar, 6. kata kadar evvelce çıkmış olan, 7. kata çıkmak yetkisinin sahipleridir. Sağ tarafta bir başka salonda, onlar da tek sıralı secde halindedirler. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’le devrin imamı, biri sağında biri solunda yer alır ve beraberce saf halinde önce ayağa kalkarlar sonra da saf halinde yukarıya doğru yükselirler. 3. katta sadece secde ederler. 4. katta sadece secde ederler, bu çok kısa bir secde süresidir. 5. katta secde ederler. 6. katta Allah’ın boyasıyla boyanma işlemini beklemeden kubbeden yukarı çıkarlar.
7. katın giriş kapısı, onlar gelir gelmez açılacaktır. Oradan içeriye girerler. Altın kapıdan girenler önce kader hücrelerine ulaşırlar, kader hücrelerinde kalanlar orada kalırlar, geri kalanlar ümmülkitaba ulaşırlar. Orada 60 kişi kalır. Ondan sonrakiler, Kudret Denizi’ne ulaşır, orada kalanlar kalır. Daha sonrakiler Makam-ı Mahmud’a ulaşır, orada kalanlar kalır. Daha sonrakiler Divan-ı Salihîn’e ulaşır, orada kalanlar kalır. Daha sonrakiler zikir hücrelerine ulaşırlar ve zikir hücrelerine ulaşanlar son noktaya gelmişlerdir. Burada, o gün yukarı çıkanlardan, zikrini tamamlayan birisi varsa, o zikir hücrelerinden uçarak ayrılır ve Sidretül Münteha’ya ulaşır. Oradan da dikey bir yolculukla Allah’ın Zat’ına ulaşır, Allah’ın Zat’ında yok olur. Allah’ın katında yok olanlar, bu 7. kata ulaşabilenlerdir.
Şimdi biz diğer kardeşlerimizin yani 6. kata kadar çıkabilenlerin dizaynına tekrar geri dönelim. Onları 2. katta bırakmıştık. Suvarılma havuzlarında suvarılmışlardı. Suvarılma tamamlandığı zaman dışarıya çıkılır ve yeniden secde edilerek yukarıya doğru yükselme söz konusu olur.
3. kat, 2 katlı bir mescidtir. Dış görünüşü mescide de, eve de benzer. Üst katta secde edenler üst katta, alt katta secde edenler alt katta secdelerini tamamlarlar. Sonra kapının önüne çıkılır ve sola doğru hareket edilir. Orada sol tarafta, madenî bir silindir vardır. Bu silindir yerden başlar ve yukarıya, sonsuza doğru yükselir. 3. gök katını, 4. gök katına bağlayan, içi boş, madenî bir kapısı olan bir silindirdir. Bu kapı, açılıp kapanan bir kapı değildir. Hep açık duran bir giriş yeri hüviyetindedir ve dikdörtgen şeklinde değildir, yukarısı ovaldir. Buradan içeri girmek için evvelâ sağdan sola sıralanılır. Sıradakiler birer birer içeri girerler. İçeri giren yukarıya doğru sonsuz bir hızla yükselir. Bir sonraki, anında üstekine yetişir. Başı, arada 20-30 cm’lik bir mesafe kalacak şekilde diğerinin ayaklarının altındadır. Bu mesafe hiç bozulmaz. Hiç kimsenin başı, bir evvelkinin ayağına değmez.
3. kattan 4. kata ulaşılır. Bu 3. katı, 4. kata bağlayan madeni silindir, mihenk menfezidir. Bunun içinden geçtikten sonra, 4. kata ulaşabilirsiniz. Burası Beyt-ül Makdes’in aslıdır. Orada sıralananlar, uçarak kapıdan içeriye girerler, orada sıralanma tahakkuk eder ve secde yapılır, namaz kılınır. Öndeki sıralar, kubbeden yukarı doğru yükselirler. Her seferinde arkadaki sıralar kalırlar, öndeki sıralar yükselirler. Yani yukarı çıkana kadar pek çok ruh aşağıda kalmıştır. Her katta kalanlar, o kata kadar çıkabilenlerdir.
5. kata yükselindiğinde, gene bir camii vardır. Burası, Beyt-ül Haram’ın aslıdır. Mekke’deki hac yapılan yerin aslı oradadır. Orada secde edilir. Secde ederken kapıdan girilir ama secde bittiği zaman kapıdan çıkılmaz, kubbeden yükselme yoluyla ayrılınır. 6. kata çıkabilenler epeyce azalmışlardır ama bu azalan kişilerin sayısı gene 100 belki 200’den de fazladır.
Buradaki dizayna dikkat edin ki; 6. kata ulaşanlar. 6. katı diğer katlar gibi aydınlık bulmayacaklardır. 6. kat, daima loş bir karanlığı ifade eder. İçeriden dışarıya doğru bir ışık sızmaktadır. Kapı dikkatinizi çekecek bir özellik taşır, çünkü bir insan vücudunun şeklindedir.
Kapı kanadı olmayan bir kapıdır. Bir geçit yeridir. Ama devamlı şekil değiştirir, her geçenle farklı şekil alır. Küçük birisi geçerse küçülür, uzun boylu birisi geçerse büyür. İçeri girenler, buz kalıbına benzeyen bir buzdan çıkan nurlarla karşılaşırlar. Bu nur; beyaz, çok açık yeşil renktedir. Kimin yüzüne ve ellerine ulaşırsa, orasını çatlatır. Çatlaklar tamir edilir ve bu çatlakların tamirinden sonra, tekrar kişilerin başlarının üzerine özel sistemler konur. Bu tamirden sonra, aşağı inme söz konusudur. Ama eğer çatlamayan birisi varsa o, 7. kata ulaşacak olandır.
Elbiseleri değiştirilir. Kafkas dansları yapanların kıyafetine benzeyen bir kıyafet giydirilir ve eline bir kılıç verilir. Kılıcı yukarıya doğru kaldırarak eûzubesmele ile o ruh yukarıya doğru yükselir. Kubbeden geçerek 7. kata ulaşılır. 7. katın altın kapısı, devrin imamının altın kapısının aynısıdır. Kapıda bir farklılık yoktur, fakat kapının altı farklıdır. Çünkü kapı yerden yaklaşık 1 metre yüksektedir. Oraya kadar beyaz mermerden 7 tane mermer basamakla çıkılır. Kapının iki tarafından da dışarıya 40-50 cm taşmış bir sahanlık vardır. Sahanlık da, tırabzanlar da beyaz mermerdendir. 5. basamakta bir taraftan bir tarafa tırabzanları birbirine bağlayan bir altın zincir vardır. 7 bakla ile uzanan bilek kalınlığında altın bir zincirdir. Allahû Teâla’nın velî namzedi, evliya namzedi yani ermiş namzedi elindeki kılıçla bu zincire bir defa vurur. O zaten Allah’a ulaşmayı dilediği andan itibaren, Allah’ın dostudur yani evliyasıdır. Ama burada ruhu Allah’a ulaşacak ve o artık ermiş olacaktır. Ruh o altın zincire vurduğu zaman, arkadaki kapı açılır. Oradan içeri uçarak girer ve zikir hücrelerine ulaşır. Ulaşabildiği yer o kadardır.
Orada, ertesi gün 7. katın 1. âlemine gelecek olanları bekler. Hepsi önce 1. âleme gelirler, 1. âlem kader hücreleridir. Altıgen kader hücreleri sonsuz kadar uzanır, bal peteklerine benzer. Renkleri de bal peteği rengidir. Herbiri 24 saatlik bir zaman parçasını içerir ve gözünüzün önünde sonsuza kadar uzanırlar. Onu aşabilmek için oradaki süreyi tamamlamak gereklidir.
Aşağıdan gelenler, buraya ertesi gün zaten otomatik olarak geleceklerdir. Orada kalanlar kalacaktır. Ötekiler demin söylediğimiz gibi, bundan sonraki yer olan ümmülkitaba ulaşacaklardır. Orada devrin imamı çok büyük bir kürsüdedir. Solunda ve sağında kürsünün etrafını dolduran 60 kişiye, ümmülkitap hakkında bilgi vermektedir. Ümmülkitap, 10 katlı bir apartman büyüklüğünde boşlukta duran bir kitaptır. İki sayfası açıktır.
Daha sonra orada kalan 60 kişiden geriye kalan büyük kafile, Kudret Denizi’ne ulaşır. Kudret Denizi’ne girenler, orada kalanlar kalır. Çıkanlar Makam-ı Mahmud’a gelirler, kalanlar orada kalır. Diğerleri Divan-ı Salihîn’e gelir. Kalanlar orada kalır, ayrılanlar gene belki 70-80 belki 100 kişilik bir grup zikir hücrelerine ulaşır. 2 metreden daha yüksek, küresel, şeffaf sistemlerin içine girip, orada zikir yaparlar. Zikrini tamamlayan kişi, o gün oradan ayrılıp Sidretül Münteha’ya, oradan da Allah’ın Zat’ına ulaşır. Seyr-i sülûk böylece tamamlanır.
 
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
 
  Bugün 13 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=